|
Anneyiz.biz, 06 Ekim 2008
Güzel şeylerden bahsedelim...
Ufuk Tarhan
tufuk@m-gen.biz
Borç, güvenlik ve endişe sorunları olmayan insanlar çok daha mutlu oluyor... Şöyle bir dünya düşünün; herhangi birine bir şey satmak veya diğerlerinin parasını, işini almak zorunda değilsiniz. İnsanlar artık mortgage, kredi kartı, sağlık, eğitim, sigorta giderlerini denkleştirme, ekonomik gerileme veya buhran, iş kaybı, vergi borcu gibi sorunlarla uğraşmak zorunda değil... Hiç kimse sığ, bencil düşünmüyor, gerekmediği, kullanamadığı halde sırf öyle olması zannettirildiği için gömüldüğü mal-mülk, eşya alma hırsında, para ve güç kazanma yarışında değil! Buna benzer sorunların, kıskançlığı, açgözlülüğü, rekabeti doğuran şartlar ortadan kalkmış.
Bir düşünün; böyle bir dünyada yaratıcılık, kendini gerçekleştirme arzusu nasıl da cesaretlenir, şaha kalkar... Yukarıdakiler yerine, ‘iş’ diye bilinen şey; yokluğu ortadan kaldıracak, çevrenin daha iyi korunmasını sağlayacak ve diğer pek çok insani soruna çözüm getirmek üzere çabalamak olmuş... İnsanlar robot gibi çalışmıyor, robotlar onlar için görev başında. Herkes ruhsal ve entelektüel gelişimi için ihtiyaç duyduğu zamana ve araca sahip. İşsizlik, emekli olmak kavramları ortadan kalkmış, insanlar gün içinde arzu ettikleri her şeyi yapabiliyorlar.
Bireyler hayatlarını kazanmak için “çalışmak” zorunda olmadıkları halde, çok az “boş” vakit buluyorlar. Çünkü işleri daha etkin, yararlı, değişik yürütmek için sürekli yeni yollar arıyorlar. Çevrelerinin sürekli değişip geliştiğini, kendileri ve diğerlerinin bundan faydalandığını gördükçe toplum içinde daha fazla yer almak, ona katılmak istiyorlar. Motivasyon tavan yapıyor!
Devam edelim; eğitim, herkes için ücretsiz ve hiç bitmeyen bir süreç... Şehirler capcanlı, yaşayan üniversitelere dönüşmüş. Çoğu insan okullara, üniversite derslerine gidiyor, müzik, resim ve tiyatro merkezlerinde çeşitli aktivitelerde yer alıyor. Tiyatro, fotoğrafçılık, resim, bale ve diğer tüm sanatların ücretsiz dersleri açılmış, bilenler bilmeyenlere öğretiyor. Kişiler yeni buluşları üzerinde çalışmak veya yardım almak için çeşitli merkezlere devam ediyorlar.
Cennet diye tarif edilen mekan böyle bir yer olsa gerek...
Söz meclisten dışarı, çoğu kişinin bunlar için ‘ütopya’ diye düşündüğünü, ‘hayalperest, uçmuş, kafayı kırmış, sıyırmış’, vbg nitelemelerle, dudak büktüğünü, düşünmeye dahi tahammül edemediğini görür gibiyim, hissediyorum... Yanılıyorlar! Atfettikleri bu tip kavramlar, nitelemeler durağandır!
Oysa herhangi bir sosyal sistemin sürekliliği; onun değişimlere açık olmasına ve toplumu bu değişimlerle geliştirme yetkinliğine bağlıdır. Çok övündüğümüz Cumhuriyetimiz toplumsal değişebilme, dönüşebilme yeteneğimizle doğabilmiştir... Bundan sonra da böyle olacak!
Günümüzde pek çok birey ve toplum, sonucun yararına olacağını hayal etse bile değişimlere, zihinsel ve duygusal olarak direnç gösteriyor. İnsanlar uyuşmuş şekilde içinde oldukları para, zaman yokluğu girdabında, kıtlık ekonomisi kandırmacısında olasılıkları hayal bile etmeye korkuyorlar. Hatta kıt alım gücüne sahip insanlar; bu ‘sınırsız’ imkanları hayal ederken acı bile duyuyor olabilirler!
Ne yaman çelişkiler!!!
Öyleyse düşünün;
Evsizler, yoksullar, açlar, hastalar, bakıma muhtaç yaşlılar hızla artarken...
Toplumsal huzur için her geçen gün daha büyük tehlike haline gelen
fakir, küskün, kızgın kalabalıklar süratle çoğalırken,
hiç kullanılmayan teknelerle dolu rıhtımları,
bomboş bekleyen yazlık evleri, odaları, mekanları,
tüketilemediği için dökülen tonlarca gıda maddesini,
boşa akan tonlarca suyu, lüzumsuz karanlıkları aydınlatan ampulleri,
trafikte beklerken tüketilen tonlarca petrolü,
tükenen sinirleri, sağlığı,
azalan, biten insanca duyguları,
savaşları ve savaşa hazırlık için israf edilen kaynakları düşünün...
Böyle nereye kadar? Siz, ben, o boş verirsek bu dünya kimlere kalacak?
Çocuklarımıza öğretecek, birbirimize aktaracak daha güzel, olumlu şeylerimiz yok mu? Olamaz mı?
Olur!.. Güzel şeylerden bahsedelim...

Hieronymus Bosch'dan ütopik dünya çizimi
Ütopya, aslında olmayan, tasarlanmış olan ideal toplum ve devlet şekli anlamı taşır. Köken olarak Yunanca "yok/olmayan" anlamındaki ou, "mükemmel olan" anlamındaki eu ve "yer/toprak/ülke" anlamındaki topos sözcüklerinden türemiştir. Kullanımı Thomas More'un 1516'da yazdığı De Optimo Reipublicae Statu deque Nova Insula Utopia veya kısaca Utopia isimli kitabıyla yaygınlaşmıştır.
| | | |
| Tel : |
0212 356 40 43 |
| Faks : | 0212 356 45 65 |
| Ofis : | 0533 450 01 47 |
| Ofis : | 0555 255 35 35 |
| Asist. : | 0536 495 34 34 |
Site güncelleme : Bumerang.E.I.A.
Son Güncelleme Tarihi: 6 / 1 / 2009
|
|