|
Activeline Özel, Eylül 2008
"Mümkün değil!" diyenlere rağmen nasıl?
Ufuk Tarhan
tufuk@m-gen.biz
Yetmiş yıldır gemi nakliyesi işinde olan firmanın, beş günde 108 işçi ile yapılan yüklemeyi, konteynırlarla bir günde 8 işçi ile yapar hale gelmesi en meşhur, kazançlı yenilikçilik örneklerindendir. Verimlilik artışına yol açan bu değişimi başlatan; ‘neden ürünleri başka şekilde taşımıyoruz?’ sorusudur. Yani bilinen değil, bilinmeyeni sorma becerisi... Hikayenin devamında uzun süredir firmanın danışmanlığını yapan kişinin bu fikri ‘çok riskli ve çok pahalı’ bulduğu anlatılır. Genellikle ve özellikle de çok çarpıcı değişiklikler yaratmış yenilikler karşısında olan budur. İcatlar, keşifler, inovatif değişimlerle ilgili hikayelerde sayısız örnek hep bundan bahseder. Çoğunlukla reddedilirler! Tam tersi için de yüzlerce, binlerce örnek verilebilir. Müthiş olduğu fikri ile başlayan ve sönen yenilikler, buluşlar hayata geçen, kabul gören örneklerden de fazladır... Nedir o zaman kazananlardan olmanın püf noktaları?
En kolay, çabuk yanıtların başında gelen ‘şans faktörünü bir kenara bırakırsak, genel inanış, adeta mit; teknolojik gelişmelerdir. Bu fikri destekleyici sorular da; ‘ateş, tekerlek, saban olmasaydı insanlık nerede olurdu?’ Ya da ‘Internet, mikroçip, bilgisayar, bilgisayar yazılımı, yazıcı, barut, kızıl ötesi, mobil telefon, iPod, yazılı basın, kamera, sensör, buzdolabı, çamaşır makinesi hayatımıza girmeseydi ne yapardık?’...
Öyle mi hakikaten? Bu ve buna benzer teknolojik keşifler mi değişimi sağlayan?
Yanıt: hayır! Teknolojik buluş kuşkusuz önemli ancak yeterli değil. Buluş, yenilik, ne kadar fantastik olursa olsun; sıradanı, sıra dışına çevirmediği, alkışlanacak fayda ile bütünleşmediği sürece değişime yol açması, benimsenmesi mümkün değil. Yeni bir fikrin, ürünün başarılı olması, dönüştürmesi için mutlaka insanlar tarafından farklı, ilave bir yarar, değer içerdiğinin kabulü gerekiyor. Olumlu bir ekonomik sonuca dönüşmesi, yarattığı değerin kullanıcısına mutlaka yararlı bir ‘artı’ bırakması bekleniyor.
İşe yarar yenilik için dört adım var; amaç, çözüm, ürün ve teknoloji. Bunlar, kabul gören yararlı değişimin temelinde yatan temel unsurlar. Örneğin mobil telefon; zaman ve mekandan bağımsız iletişim amacı olan bir çözüm. Ürün; cep telefonu, teknoloji; mikroçip. Nokia’nın meşhur sloganı bunu çok güzel özetliyor; ‘Connecting People’. Bu dörtlüden birinin eksik olması, yeniliği işlevsiz hale getirir. Bence içlerinde en önemlisi de ‘amaç’. İnsanlar birbirleriyle bağlantı kurmak amacıyla cep telefonu denen çözümü, ürünü ve teknolojiyi benimsediler. Bu amaç olmasaydı cep telefonu da olmazdı, ya da bu düzeyde kullanılmazdı.
Yenilik ve atılım için çalışırken yapılan en önemli hata; organizasyonların çoğunlukla bu silsileyi yeteri kadar irdelemeden, ağırlıklı olarak hali hazırda bildiklerine, ürünlerine, üretim kapasitelerine, personelin eğitimine, fikirlere, kavramlara, metodolojilere, süreçlere ve mevcut sisteme yoğunlaşmaları.
Gelecekte başarı yenilikçi olmaktan, yenilikçilikte başarı da ‘nasıl, neden?’ le başlayan ‘bilinmeyeni sorma’ becerisiyle gerçekleşiyor. Ne konteyner örneği, ne de cep telefonu ‘hadi konteyner’la taşıyalım, ah bir cep telefonum olsa da konuşsam’ dendiği için bulunmadı. Neden şunu böyle yapamıyoruz, nasıl yaparız gibi amaçlı sorulara, henüz bilinmeyenlere yanıt ararken keşfedildi.
Yenilik yapmak, fark yaratmak için kurumların öncelikle böyle soru sorabilen, bilinmeyenleri araştırabilen kişilere, sonra da bunları amaca uygun çözüm, ürün haline getirecek teknolojiye ve onları kullanan bireylere sahip olmaları gerekiyor. İşte o zaman ‘mümkün değil!’ diyenlere rağmen sıçrama yapabilir, dönüşüm gerçekleştirilebilir. Böyle kişi ve kurumlar da geleceği izlemez, tasarlarlar...
| | | |
| Tel : |
0212 356 40 43 |
| Faks : | 0212 356 45 65 |
| Ofis : | 0533 450 01 47 |
| Ofis : | 0555 255 35 35 |
| Asist. : | 0536 495 34 34 |
Site güncelleme : Bumerang.E.I.A.
Son Güncelleme Tarihi: 6 / 1 / 2009
|
|