|
insankaynaklari.com, 23 Haziran 2008
Akıl araba, tutku yakıttır!
Ufuk Tarhan
tufuk@m-gen.biz
‘Müşteri daima haklıdır, müşteri kraldır, müşteri odaklılık’; son yıllarda tüm iş süreçlerinde en öncelikli unsurun alıcı olduğunu vurgulayan deyişlerden bazıları. Bir de çalışanların, bölümler arası ilişkilerde birbirlerine müşteri hassasiyeti göstermesine işaret eden, onları da ‘ en ayrıcalıklı’ kategoriye koyan; ‘iç müşteri’ deyimi var. Sektör, alan ne olursa olsun, organizasyonlarda, müşteriyi memnun etmek için ‘iyi, mükemmel’ olmaya, değer katmaya çabalanıyor. İç müşteri deyimiyle de çalışanlara; ‘sizi de müşteri gibi görüyor, çok önemsiyoruz’ deniyor.
Sürekli gelişimi prensip edinen organizasyonlar, hem içerdeki, hem dışarıdaki paydaşlarına yarar sağlayacak çözümler üretmek, değer katmak ve rekabette önde olmak için, önemli eğitim, iletişim bütçeleri kullanıyorlar. ‘Ben değil, biz’, ‘biz ve ötekiler’ yerine ‘hepimiz’ demeyi öğreniyorlar. Bunları içselleştirip, kurum kültürü halinde sindirenler iç-dış müşterilerini mutlu ederek büyüyorlar. Ezberlenmiş ve yapılandırılmış yaklaşım sergileyenlerdeyse, bunlar eğreti duruyor, gelişme sağlanamıyor…
İster hakiki dış müşteriyle, ister iç müşteriyle olsun; ruhsuz, rol kıvamında, hesaplı-kitaplı, çıkarcı davranış kalıpları sıcaklık değil, buz dağları örüyor. Memnuniyet, sadakat, güven yerine, iticilik, güvensizlik, şüphe doğmasına sebep oluyor. Muhatabını ikirciklendiriyor. ‘Bu çocukları İyi eğitmişler de olmamış, oturmamış’ denmesi, bir kurumu temsil sırasında başa gelebilecek en tatsız şeylerden biri herhalde. Hele bir de döke saça, acemice; ‘ben eğitim aldımmm, çok bilirimmmm’ tavırları sergileniyorsa, fikri, ürünü, hizmeti satın almak şöyle dursun, ‘hiç durma kaç!’ hali geliyor iç ve dış müşterilere… Her koşulda sahicilik şart!
Kısacası, tüm süreçlerde en önemli mesele eylemlere ‘ruh katmak’, yapılan işi ‘hissetmek’, niye yaptığının farkında olmak’. Bu, dış müşteriye ürün/hizmet satarken de böyle, iç müşteriye eğitim, kişisel gelişim programı, motivasyon sağlarken de… Artık giderek, ’iç-dış’ tanımları, ‘insan kaynakları-kurumsal iletişim mesajlarının farklı olması gerektiği’ göze pek o kadar doğru görünmüyor. Bir kurumun başarısı için; o kurumun üretim ya da tüketim tarafında, içinde ya da dışında olan herkes yani paydaş bütün insanlar mutlu ve memnun kılınmalı. Temel mesajlar, fayda vaat ve taahhütler; birbirine paralel, ortak, vizyonla uyumlu olmalı! Çalışanlar, içinde oldukları kurumun ürün ve hizmetlerine şevkle, aşkla bağlanmalı. Herkesten önce kendisi memnun kullanıcı olmalı ya da olmayı tutkuyla istemeli ki bunu dışarıya, gerçek müşteriye yansıtabilsin!
Fütristler diyor ki; gelecekte işlerine fanatizm ölçüsünde bağlı olmayan çalışanların yeni fikir ve sonuç üretmeleri çok zor, hatta mümkün değil! En yararlıyı, daha faydalıyı, optimumu bulmak üzere; icatçı, farklı, hızlı olmayanların yaşaması ise söz konusu bile değil… Yöneticilerin, yatırımcıların yetenek peşinde koşmalarının, kadrolarındaki cevherleri tutmak için çabalamalarının temel nedeni bu…
Kısacası;
Gelişmek, tüm paydaşlar için optimumu yakalamak üzere iç ve müşteriyi çooook memnun etmek gerekiyor.
Bunun için yapılan her işe ‘fanatikçe ruh katmayı’ becermek ön koşul.
Ve tüm bunlar için ister çalışan, ister yöneten; çok ama çooook yaratıcı olmak zorunluluk.
Bu durumda benim anladığım; yaratıcılık yaşam tarzı, yenilikçilik tutum.
Başarıya doğru yolculuk ediyorsak; yaratıcı akıl araba, tutku da yakıt oluyor.
Keyifli sürüşler dilerim
| | | |
| Tel : |
0212 356 40 43 |
| Faks : | 0212 356 45 65 |
| Ofis : | 0533 450 01 47 |
| Ofis : | 0555 255 35 35 |
| Asist. : | 0536 495 34 34 |
Site güncelleme : Bumerang.E.I.A.
Son Güncelleme Tarihi: 6 / 1 / 2009
|
|