|
Anneyiz.biz, 17 Haziran 2008
Çocuktan önce kendi geleceğiniz …
Fütürist Anne
Ufuk Tarhan
tufuk@m-gen.biz
Uçak kalkmadan önce anonslar yapılır. Hostesler koridorda kriz, kaza anlarında neler yapılması gerektiğini gösterirler. Kabin görevlileri ortada oksijen maskesi nasıl takılır, emniyet kemeri nasıl belimize göre daraltılıp-gevşetilir, koltuk ceplerindeki kartonlarda ne yazar, can yeleği nasıl şişer gibi şeyleri gösterirken, anons sisteminden de teyp kaydı ile yapılanlar sözlü olarak anlatılır. Hareketleri çoğunlukla da insanların komiğine gider. Artık bunlar tavan ekranlarından da gösteriliyor. Her ne hal ise aslında, yolcuların çoğu, bu uyarılar kısmını pek izlemez, göz ucuyla bakar, gülmesi gelir, ya dinlemez, ya da korktuğundan dua eder. Uçuş öncesi, genellikle formalite diye algılanan bu bölümde, ‘bitse de uçsak’ düşüncesi hâkimdir.
Yıllar önce bir seyahatimde, kalkış öncesi; ’bakayım ne anlatılıyor?’ dedim ve tüm anonsları dikkatimi vererek dinledim. O zamanlar da Ayşem daha küçük, ya 6 ya 7 yaşında. Hostesin oksijen maskesi takma talimatı sırasında söyle dediğini fark ettim; ‘çocuğunuzla seyahat ediyorsanız, bir problem anında, oturduğunuz yerin tavanından otomatik olarak fırlayacak maskeyi önce kendinize, sonra çocuğunuza takın.’ A-aaa!!! Şaşırdım… Hemen ilk tepkim, içimden yükselen ses; ‘anonsta yanlışlık var!’ oldu. Sonra da böylesine bir hata yapılmasının imkânsız olduğu düşüncesiyle, anonsu bir kez daha içimden tekrarladım ve hayal ettim… ‘Önce kızıma maskeyi takıp, o arada da kendimden geçtiğimi ve yavrumun maskesiyle nefes alabildiğini, ama çaresizce, yardıma muhtaç vaziyette ‘anne anne’ diye ağlayıp, beni silkelediğini’ gözümde canlandırınca kanım dondu. Bingo! Evet doğru!!! Önce kendimi sağlam ve işe yarar durumda tutmalıydım ki evladıma maskeyi takıp, koruyabilecek, kurtarabilecek durumda olayım. Bunları düşününce beynimin, hemen her durumda ‘önce çocuğum, her şey onun için, tüm bu zorluklara onun için katlanıyorum, katlanmalıyım’ diye bir ezberle programlandığını ve anonsun ne demek istediğini dahi algılamadığını fark ettim.
Bu kısa an, yaşamımdaki kararlar silsilesini daha derin düşünmeme neden oldu. ‘Kızım için yapıyorum, önce o’ dediğim, kendimi ikinci plana atmayı tercih ettiğim ya da onun öncelikli olduğu için yaptığımı sandığım bir sürü şeyin, aslında pek de onun için gerçekten faydalı, yararlı şeyler olmadığını, olmayabileceğini görmeye başladım. Hayati kararlarda bile, sosyal rol tanımları ve sürü psikolojisiyle, ‘şunlar doğrudur, bunlar yanlıştır, şunu yaparsan iyi anne, bunu yaparsan kötü anne olursun’ diye programlanmış bir beyinle, otomatiğe bağlanmış olduğumu fark ettim. ‘Herkes öyle yapıyorsa doğrudur, fazla da seçenek yoktur. Başka ne yapılabilir ki? Böylesi daha doğru görünüyor, ne çocuğumu ne kendimi kara koyun durumuna düşürmeyeyim…’ lerle dolu bir hayatım vardı. Bir de baktım ki beni yönlendirenler aslında kendimin, çocuğumun yaşam amacına uygun bilinçli seçimler değil; bir sürü otomatikman uyguladığım ‘kodlar’ dı... Ben bunlar için mücadeleler verip, paralanıyor, canım yavrumu da ona hiç seçme şansı bırakmadan, bunun bir parçası haline getiriyordum. Ona yararlı olmak şöyle dursun, belki de büyüdüğünde zararı olacak şeyler için hem kendimi tüketiyor, hem de farkına varmadan onun geleceğini ipotek altına alıyordum… Bir anlamda ben de onu programlıyordum. Tıpkı bana yapıldığı gibi…
İşte bu ufacık anons dinleme seansında;
herkes gönderiyor, öyle olması lazım diye onu bir takım okullara, kurslara, aktivitelere göndermek,
onlarca Barbie bebeğine, oyuncağına hiç gereği yokken yenilerini eklemek,
markalardan eksiği olmamasını, hiç bir şeyden geri kalmamasını sağlamak,
üstelik de eş, baba desteği olmaksızın
büyütebilmek için kendimi daima ve hep ikinci plana atmamın, pek de o kadar ‘sağlıklı’ olmayabileceğinin ayrımına vardım.
İnsanlık aydınlanıyor. Her geçen gün anlama, algılama kapasitesi artıyor. Etrafımızdaki ‘uzaylı’ gibi baktığımız, akıl küpü bebek, çocuk, genç sayısı fazlalaşıyor. Evren böyle hızlı evrim geçiriyorken, saçları süpürge, neye yarayacağı pek de belli olmayan ‘çocukları, eşi, başkaları için verildiği söylenen’ mücadelelerle yorgunluktan bitmiş, mutsuz, depresif fedakâr anne, eş modelinin miadı doluyor galiba, ne dersiniz?
Önce kendi hedeflenebilen, gelecekten ne istediğini bilen ve onun için önce kendisi plan yapıp, aksiyon alabilen, önce kendisi ruhen ve bedenen sağlıklı kalabilen kadın, insan makbul ve yararlı olabilir diye düşünüyorum. Her şeyden önce, kendimizi olumlu, coşkulu, dipdiri, güncel, güçlü, bilgili ve sağlıklı yapabiliyorsak, onu yapmalıyız ve çocuğumuza bizzat biz, rol model ve rehber olmalıyız. Ezbere söylemlerden, tavsiyelerden, nasihatlerden, oradan oraya taşımaktan, çok ama çok daha etkili bir yöntem olduğuna inanıyorum. Bence çocuklarımıza en büyük yardım, eğitim bu! Öbürü biraz kolayına kaçmak, vazgeçmek, kaçak güreşmek, kopya çekmek, aslında sorumluluk alıyormuş gibi görünüp, gerçek mücadele ve çabadan kaçınmak, havlu atmak gibi geliyor…
Üç yıl önce gençler arasında büyük bir anket yapmıştık. ‘Sizi en çok büyüklerin hangi söylem ve tavırları rahatsız ediyor?’ sorusuna verilen yanıtlarda birinciliği; ‘ben yapamadım, sen yap’ almış idi haberiniz ola…
Çocuklarımıza en büyük yardım, oksijen maskesini önce kendimize takmak ve önce kendimiz başararak, onlara sağlıklı, güçlü, samimi, sahici modeller olmak…
İyikil dileklerimle, içten sevgiler.
| | | |
| Tel : |
0212 356 40 43 |
| Faks : | 0212 356 45 65 |
| Ofis : | 0533 450 01 47 |
| Ofis : | 0555 255 35 35 |
| Asist. : | 0536 495 34 34 |
Site güncelleme : Bumerang.E.I.A.
Son Güncelleme Tarihi: 6 / 1 / 2009
|
|