Anasayfa> 
< Tüm makaleler

insankaynaklari.com, 18 Aralık 2007
2008’de Serendipity'i keşfedin
Ufuk Tarhan

Harvard psikologlarından Daniel Simons ve arkadaşlarının hazırladığı 30 saniyelik bir filmde, 6 basketbol oyuncusu var. Bunlardan 3’ü siyah, 3’ü beyaz tişört giyiyor. Beyaz tişörtlü olanlar, bir basketbol topunu birbirlerine atıyorlar. Siyahlılar, onları engellemeye çalışıyor. Film başlamadan önce, deneye katılanlardan, “beyazların kaç kez birbirlerine pas attıklarını saymaları” isteniyor ve sonra saptadıkları rakamların sorulacağı belirtiliyor. Film tam yarıya geldiğinde, oyun devam ederken, goril kıyafeti giymiş biri, salına salına oyuncuların arasından geçiyor. Filmin sonunda, izleyen herkese bir tuhaflık fark edip etmedikleri sorulduğunda, şaşırtıcı şekilde, sadece birkaç kişi gorilden söz ediyor.

15. yüzyılda, insanların çok büyük bir kısmı dünyanın düz olduğuna inanırken, Kolomb yuvarlak olduğunu düşünenler arasındaydı. Uzakdoğu’ya ulaşmak için bilinen yol yerine, batıya doğru giderek bu düşüncesini kanıtlamayı umuyordu. Buna kimse inanmadığı için, Kolomb uzun yıllar para konusunda sıkıntı çekti ve yola çıkamadı. 1492’de İspanya Kraliçesi Isabella ve Kral Ferdinand ona gerekli parayı verdiler. Kolomb, 3 Ağustos’ta 3 gemiyle yola koyuldu. O dönemlerde, gemiler kıyıdan çok fazla uzaklaşmaz ve karayı görür şekilde ilerlerlerdi. Fakat Kolomb ve tayfası, uzun süre karadan yoksun bir şekilde ilerledi. Bu durum, tayfaların canını sıkmaya başladı ve geri dönmek için can atar hale geldiler. Kolomb adamlarına birkaç gün daha kara görünmediği takdirde eve dönme sözü verdi. Oysa, günlüğüne yazdığı yazılarda bunun hiç de böyle olmadığı, Kolomb’un ne kadar kararlı olduğu açıkça görülüyordu. 12 Ekim’de, Pinta adlı geminin gözcüsü karayı gördü. Gördüğü, aslında Amerika açıklarındaki Bahamalar’ın Watling Adası’ydı. Gerisini biliyorsunuz…

İşte bu, Serendipity’e bir örnek.

Serendipity, giderek daha fazla duyulan, bir anne ile kızının kol bilek içlerine yazdırdıkları dövmeyle özellikle hanımlar arasında hızla yayılan yeni akım. New York’ta restoranı ve bu isimde bir de sinema filmi var. Hayatlarındaki iyi şeyleri, şanslı durumları birdenbire bulduğunu iddia eden insanlar artıyor. Geçen yazımı da bununla bitirmiş ve açıklayacağım demiştim. Yeni yıla girerken, dilek ve planlarınızı oluştururken, hoşluk olsun, esinlendirsin dileklerimle aktarıyorum.

Kaynaklara göre, kelime, bir İran peri masalı olan “Serendip’in Üç Prensi”nden türetilmiş. Serendipity olarak da bu masaldan esinlenilerek, ilk defa 28 Ocak 1754’te Horace Walpole’ın arkadaşına yazdığı mektupta mühür olarak kullanılmış. Masalda üç prens, özellikle aramadıkları halde, sürekli ve ummadıkları anda kendileri için iyi şeyleri, şanslı durumları keşfederler. Walpole’da arkadaşına Serendipity’yi beklenmeyen, iyi şeyleri keşfetme yeteneği olarak açıklayarak, çok anlamlı bir kelime olduğunu belirtir.

Kısaca, birisinin birdenbire ve o anda başka şeylerle ilgiliyken aniden keşfettiği, iyi, zekice ve gerekli şeylere 'Serendipity' deniyor. Kristof Kolomb’un Amerika’yı, Alexander Fleming’in penisilini ve Alfred Bernard Nobel’in dinamiti keşfi gibi…

Aslında aniden, öylesine bulunduğu zannedilenler, keşfedilenler için daha önce onlarca, yüzlerce ve hatta binlerce çaba harcanmış oluyor.

Beynimiz, beklediğimizi, istediğimizi, tutkuyla bağlı olduklarımızla ilintili şeyleri algılıyor, seçiyor.

Vizyonumuzu netleştirip, planlarımızı yapalım ve çok çalışalım… Önyargılarımızı, korkularımızı, kendimize koyduğumuz, konmasına izin verdiğimiz engelleri, sınırları kaldıralım. Ezberleri, klişe, standart bakış açılarını terk edelim. Algılamamızı, beynimizi, kalbimizi, kulaklarımızı, gözlerimizi açalım.

Gerisini Serendipity halleder.

2008’de ve daima Serendipity’niz bol olsun…

Arkadaşınıza tavsiye edin | Lütfen sorularınız için tıklayın.
Tel : 0212 356 40 43
Faks : 0212 356 45 65
Ofis : 0533 450 01 47
Ofis : 0555 255 35 35
Asist. : 0536 495 34 34
Site güncelleme : Bumerang.E.I.A.
Son Güncelleme Tarihi: 6 / 1 / 2009