Anasayfa> 
< Tüm makaleler

Activeline, Kasım 2007
"Wealth is Health!": Servet Sağlıktır!
Ufuk Tarhan

Geçen ay yazımı, "Gelecekteki en önemli görevimiz, sağlıklı ve dengeli beslenme… Her şey bundan sonra başlıyor. İyi bir gelecek için, sağlık ön şart!" diye bitirmiştim.

Bu ön şartı sağlamak için yapmamız gereken ilk şey, hemen bir diyet veya spor programına adapte olmak değil! Önce, vücudumuz dediğimiz muazzam sistemi iyice bir anlamak gerekiyor. Onu gerçekten tanımadan sağlıklı, fit, güzel, genç, vs. olmak ve kalmak için yapacaklarımız, bize yarar değil, zarar olarak geri dönecektir; hiç kuşkunuz olmasın.

Ünlü Prof. Dr. Mehmet C. Öz ve Prof. Dr. Michael F. Roizen'in "SİZ Kullanım Kılavuzunuz" kitabı, bende balyoz etkisi yapmıştı. Henüz okumadı iseniz, hemen alıp okuyun, başucunuzdan ayırmayın, sevdiğiniz herkesin de okumasını ve anlamasını sağlayın, derim. Onu okuduktan sonra kendi vücudumu iki kolumla sarıp kucaklayarak, "Ah canım bedenim, sana ne kadar kötü davranmışım, beni affet!" deme ihtiyacı hissettiğimi itiraf ediyorum.

Dr. Öz ve Dr. Roizen, vücudu mucizevi, bilimsel, sanatsal ve şahane bir anatomi sistemi olarak tanımlıyorlar. Muhtemelen, cep telefonumuz hakkında vücudumuzdan daha fazla bilgiye sahip olduğumuzu; içsel sistemimizi anlamanın, bize güç ve otorite kazandıracağını, ayrıca daha sağlıklı, dinç ve kaliteli bir yaşamın kapılarını açacağını söylüyorlar.

Kılavuzda, karmaşık tıbbi kavramlar ve bilimsel terimler ile kafamız karışmasın, yazılanlar kolay anlaşılsın diye, vücut bir eve benzetilerek anlatılıyor. Örneğin, kemikler evimizin içsel yapısını destekleyen ve koruyan kirişlere, gözlerimiz pencerelere, ciğerlerimiz havalandırma kanallarına, beynimiz sigorta kutusuna, bağırsaklarımız lağım kanallarına, ağzımız mutfağımıza, kalbimiz su deposuna, saçlarımız çimenlere, fazla kilolarımız tavan arasına sakladığımız döküntülere benzetiliyor. Kolestrol öyle bir anlatılmış ki sevmenize ramak kalıyor… İyisini sevelim zaten!

Kitapta, tüm organlarımızın ayrı ayrı ve birbirleriyle ilişki içinde nasıl çalıştıkları, son derece basit ve kolay anlaşılır bir dille aktarılıyor.

Okudukça, vücudumuzu tanırsak, onu tıpkı evimiz gibi değiştirip, koruyup, dekore edip, güçlendirebileceğimizi anlıyoruz.

İşte birkaç örnek: "Borularımızda küçük bir tıkanıklık varsa, tesisatçı çağırmayız. Lavabo pompasını kullanır, tuvalet kapağını kaldırır, sorunu çözmeye çalışırız. Mutfakta bir böcek gördüğümüzde, ilaçlama ekibi çağırmayıp, marketten aldığımız haşere kovucularla icabına bakarız. Bir ampul yandığında, değiştirmesi için elektrikçiyi aramayız. Kısacası, küçük sorunları, evin tamamını elden geçirmeye yol açmadan önce kendimiz halletmeye çalışırız,'' deniyor.

Yine bu benzetmelere devam ederek, gelelim beslenmeye. Yemek, aslında vücut için yakıt. Bedenimizdeki tüm istemli istemsiz hareketi sağlayan kaslarımız, kalori denen yakıtla çalışıyorlar. Kaloriyi, yani yaşam enerjimizi de kalbimiz sağlıyor. 4 odacıklı kalbimiz, kirli kanı temizleyicilere (akciğerlerimize) gönderirken, temizlenen kanı da tüm vücuda yaymak üzere damarlara (yani evin boru sistemine) pompalıyor. Ve bunu yaparken, iki kanı asla karıştırmıyor! İşte bu mükemmel sistemi çalıştıracak temel yakıt, yediklerimiz oluyor. Yeme zamanlarımız arasında tüm faaliyetlerimize devam edebilmemizi ise ancak kalbimizin sağlıklı olması ve enerjiyi daha etkin biçimde işlemden geçirmesi mümkün kılıyor.

Bundan sonra aracınıza benzinin safını doldurtur, yağın en kalitelisini koydurur ve en ufak tıkırtıda servis çağırırken, servetinizi, yani vücudunuzu, ondan gelen sinyalleri ve onun yakıt kalitesini de biraz daha derinlemesine düşünmenizi diliyorum.

Ne demişler? Kalın sağlıcakla…

Arkadaşınıza tavsiye edin | Lütfen sorularınız için tıklayın.
Tel : 0212 356 40 43
Faks : 0212 356 45 65
Ofis : 0533 450 01 47
Ofis : 0555 255 35 35
Asist. : 0536 495 34 34
Site güncelleme : Bumerang.E.I.A.
Son Güncelleme Tarihi: 22 / 11 / 2008