| Activeline,
Ekim 2007 "Mission is Nutrition" Gelecekteki
En Önemli Görevimiz Beslenme… Ufuk Tarhan 
Ağustos
ayının son haftasında, dünyanın 40'tan fazla ülkesinden 18.000 kişinin katıldığı
devasa bir konferansta idim. Temel konu, gelecekte beslenme idi. "Misyonumuz
Beslenme" ("Mission is Nutrition") ekseninde dönen konular hayli
ilginçti ve hepimizi ilgilendirdiği için sizlerle de paylaşmak istedim. Deniyor
ki Yeni Çağ'ın, milenyum insanının gelecekteki en önemli sorunlarından biri obezite
olacak. Kitlesel ölümlere, salgınlara yol açacak diye ürktüğümüz HIV-1, AIDS,
Ebola, Sars, Kuş Gribi gibi virüsler ve bunların yol açtığı salgın hastalıkların
yanında obezitenin yayılma hızı ve etkileri çok daha dikkat çekici ve korkutucu
boyutta. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre dünyada yaklaşık 1,6 milyar
obez insan var ve sayı gittikçe artıyor. Oransal dağılımda, gelişmiş ülkeler,
özellikle hızlı tüketim toplumları, açık ara önde gidiyor. Türkiye'de de durum
çok iç açıcı değil. Ülkemiz insanlarının %40'ı fazla kilolu. Avrupa'da obezitede
birinci ya da ikinci sıradayız. Şişmanlık, orta ve üstü yaş grubunun sorunu gibi
algılanmasına rağmen, son yıllarda yapılan araştırmalar, obezitenin, 1/3 oranında,
çocukluk ya da ilk gençlik yıllarındaki beslenme alışkanlıkları ile başladığını
ortaya çıkarıyor. Ülkemizde çocuklarda şişmanlık sorunu henüz yaygın görünmüyor;
ancak, dikkat edilmez ve gereken önlemler alınmazsa, bizim için de problem haline
gelmesi kaçınılmaz deniyor. Genel olarak çağdaş yaşamın getirdiği hızlı
yaşam temposu, stres, çevre kirliliği ve bunun gibi diğer faktörler, insanların
beslenme alışkanlık ve olanaklarını daha sağlıksız hale getiriyor. Bireyler, gittikçe
artan oranda, besin değeri düşük ve sağlıksız beslenme düzeninde artışa neden
olan gıdalar alıyorlar veya hiç gıda alamıyorlar. Sonuç olarak, obezite, anoreksia
veya diğer hastalıklar arasında yaşam kalitelerini yitiriyorlar. Artık,
insanların %70'i, beslenme kaynaklı sorunlar nedeniyle doktora gidiyor. En çok
şikayet edilenlerin başında halsizlik, iskemik kemik hastalıkları, ortopedik komplikasyonlar,
kolestrol, kalp problemleri, ritim bozuklukları, yüksek tansiyon, diyabet, felç,
astım, uyku problemleri, vs. geldiği belirtiliyor. Yukarıda kısaca özetleyerek
aktardığım tablo, gerçekten çarpıcı ve aslında hepimizin farkında olduğu; yaşamımıza,
gündemimize hızla giren önemli konular. Hangimizin evinde, ailesinde, çok yakınında
kolestrol, kalp, tansiyon, şeker, ortopedik sorunları, vs. olmayan biri var? Yoktur.
Ailesinde bu sebeplerden bir yakınını kaybetmeyen de çok azdır sanıyorum. Muhakkak,
yakınlarımızda, bahsettiğimiz hastalıklar için çoktan sürekli ilaç kullanmaya
başlamış, yaşam koşulları kısıtlanmış bir akrabamız vardır. Benim var. Herhangi
bir sağlık eğitimi almamış olmama rağmen, çoğunun temelinde yanlış beslenme alışkanlıklarının
yattığını anlayabiliyorum. Bu konuya özen göstermediğimde ben de nasıl sıkıntılar
yaşadığımın farkındayım. Özetle, besin değerlerimiz düşerken, beslenme
alışkanlıklarımızdaki sağlıksız gidişat artıyor. Buna dur demek lazım. Çare, kapı
kapı diyetisyen dolaşmak, oradan buradan bulunan diyet listelerini uygulamaya,
kopyalamaya çalışmakta değil. Yenen şeylerden dolayı sürekli suçluluk duygusu
ile dolaşmak da çok rahatsız edici bir durum. O zaman ne yapacağız? Neler öneriyor
uzmanlar? Sonraki yazımda devam edeceğim. Gelecekteki en önemli görevimiz
sağlıklı ve dengeli beslenme… Her şey bundan sonra başlıyor. İyi bir gelecek için,
sağlık ön şart!
| | | |
| Tel : |
0212 356 40 43 |
| Faks : | 0212 356 45 65 |
| Ofis : | 0533 450 01 47 |
| Ofis : | 0555 255 35 35 |
| Asist. : | 0536 495 34 34 |
Site güncelleme : Bumerang.E.I.A.
Son Güncelleme Tarihi: 22 / 11 / 2008
|
|