Anasayfa> 
< Tüm makaleler

insankaynaklari.com, 30 Nisan 2007
Üç Nesil Harley’ciler - 1
Ufuk Tarhan

Noyan Sancar ülkemizde motosikletçiliğin gelişmesine önemli katkıları olmuş, saygıdeğer bir şahsiyet, önemli bir mühendis. Babasının, kendisinin ve oğlunun 3 nesle yayılan keyifli öykülerini kendi kaleminden ve ağzından üç yazı ile aktaracağım. Tutkunun ve onun peşinden gitmenin insan yaşamındaki önemini, hayatın akışını nasıl değiştirebildiğini anlatan çok somut üç yaşam öyküsü… İlginizi çekeceğine inanıyorum.

1926 yılının ilkbaharında savaş yorgunu genç Türkiye Cumhuriyeti’nin dinamik devrimci kadroları, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in önderliğinde ülkeyi kalkındırma hamlelerine çoktan başlamıştı. Nafia Vekaleti’nin (Bayındırlık Bakanlığı) görevi ve hedefi, ülkeyi yollar, köprüler, barajlar ve sulama tesisleri ile donatmaktı. Yapılacaklar pek çok, sıkıntılar, yokluklar ciddi seviyedeydi. Bu hizmetlerde rol alacak eğitilmiş nüfusun çoğu, savaşlarda şehit düşmüştü. Tek çare, bir an önce yeni kadrolar yetiştirmekti. Bakanlık yetkilileri, ülkenin dört bir tarafına dağılarak, liselerde okuyan başarılı öğrencileri seçmeye ve parasız yatılı olarak mühendislik okumaları için İstanbul’a Yüksek Mühendis Mektebi’ne (İTÜ) yollamaya başladılar.

İşte o dönemde, İbrahim Adnan Sancar, Kastamonu Lisesi’nde ikinci sınıfta okurken seçilen ve liseyi dahi bitiremeden üniversiteye yollanan gençlerden biriydi. Altı yıl sonra inşaat - su yüksek mühendisi olarak mezun oldu. Devletin verdiği ilk görev, yine devletin verdiği makam aracı olan atına atlayıp dağ, tepe, ova dolaşmak ve barajlar ile sulama tesisleri yapılabilecek yerleri belirleyip bunları Su İşleri Reisliği’ne (DSİ) rapor etmekti.

Birkaç yıl içinde planlama çalışmaları ilk sonuçlarını verdi ve inşaat aşamasına gelindi. Mühendis Adnan atını çok sevmesine rağmen, bu şekilde inşaat işlerinin hızına yetişemediğini fark etti. Ancak, her şeye rağmen, ülkede henüz yeterli bir karayolu ağı olmadığından, at hâlâ çok işe yaramaktaydı. Zaten, Mühendis Adnan’ın da bütçe kısıtından dolayı aslında otomobilde filan gözü yoktu. O yalnızca, inşaatlarına çabuk yetişmek için köy ve şantiye yollarında rahatça ilerleyebileceği bir “demir at”ın hayalini kurmaktaydı.

Böylece, biriktirdiği parasını denkleştirip, uzun yıllar binip saklayacağı ilk motosikletini, yani ikinci el Harley Davidson Sport-Twin‘ini satın aldı. Artık, çok mutluydu. İşini çok hızlı yapabiliyor, üstelik inşaatlarına gidip gelirken kuşlar gibi özgür yaşama duygusunu tadabiliyordu. Sonraki yıllarda sırası ile Triumph-Werke (Alman), Douglas (İngiliz), Ariel (İngiliz) motosikletleri oldu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllarda artık ülkede basit de olsa bir karayolu ağı oluşmuş, devlet de canla başla çalışan mühendislerine otomobil tahsis edebilir duruma gelmişti. Buna rağmen, Adnan Sancar’ın birçok arkadaşı, onun evlenip çoluk çocuğa karışmış olmasına ve artık Su İşleri Şube Müdürü olarak makam otomobili olmasına rağmen, eşi arkasında, oğlu benzin tankının üzerinde, kızı arkada annesinin kucağında motosikletle dolaşmakta ısrar etmesini pek anlayamıyorlardı! Bu şaşkınlıkları, aşağıdaki olayla daha da arttı.

1949 yılına gelindiğinde, artık beş yaşında olan benzin tankı üstü yolcusu oğluna motorcu virüsünün iyice bulaşmış olduğunu fark etti. Zira, Sports-Twin’in gri, Ariel’in siyah renklerini pek albenili bulmayan oğlu İzmir Fuarı’nda kırmızı renkli ve kromajlı Harley Davidson WL 45’i ondan önce fark edip kendisine göstermişti. Sonunda, hayal kurularak birkaç hafta geçirildi. Eski iki motor satıldı ve kırmızı Harley satın alındı.

Avrupa piyasası için imal edilmiş olan bu motosiklet, güçlendirilmiş motoru ile o zaman için bilinen askeri tip Harley’lerden ve diğer tip motosikletlerden çok daha hızlıydı. Önemli bir özelliği ise yolcu selesinin de sürücü selesine eşit büyüklükte ve konforlu bir yapıda olmasıydı. Artık, eşi yolcu selesinde otururken küçük kızını da önüne oturtabilmekteydi. Oğlu da bir küçük minderle benzin tankının üzerine oturunca, bu dört kişilik aileye konforlu yolculuk şartları sağlanmış olmaktaydı.

Ege’nin her tarafında yapılan bu güzel motosiklet yolculukları, daha sonra görev gereği gidilen Adana’da devam etti. Çukurova yolları ve Toros rampalarında bu kırmızı Harley kadar hızlısının olmadığı söylentisi iyice yayılmıştı. O zamanlar yörede pek rakip olacak durumda motosiklet olmadığından, bir de Devlet Su İşleri Bölge Müdürleri olarak sevip saydıkları, bataklıklarını kurutup onları sivrisinek derdinden kurtaran ve sulama sistemlerini inşa ettiren hızlı motorcu arkadaşları Adnan Bey’e saygılarından olsa gerek, kimse ona meydan okumadı.

Bu arada yeni bir durum ortaya çıktı. Büyümekte olan ailenin gereksinimleri ve resmi araçlara aile bindirilememesi, artık bir aile otomobili alınmasını kaçınılmaz duruma getirmişti. Sonuçta, 1950 model sekiz silindirli, otomatik vitesli muhteşem bir Buick için kırmızı Harley feda edildi. Adnan ve oğlu, bir yandan Buick’in keyfini sürerken, bir yandan da ilk fırsatta alacakları yeni nesil 1200 cc Harley’in hayalini kurmaktaydılar. Fakat, 1950’li yılların ortalarına doğru artık ülkemizde yokluk günleri başlamış, ithalat zorlaşmış, ve gelen ürünler de çok pahalılaşmıştı. Harley almak hayali iyice uzaklaşmıştı. Üstelik, Adnan’ın moralini bozan bir diğer unsur, yeni model Harley’lerin artık ayaktan vites ve elden debriyajlı olduğunu öğrenmesiydi. O devirdeki özellikle birçok Amerikan polisi Harley’ci gibi o da yeni vites düzenini benimsemedi. Harley’lerin bu tür fanatik kullanıcıları için 1972 modele kadar sipariş üzerine elden vitesli imalatlarının sürdürülmüş olduğunu ise hiç öğrenemedi. Oğlu ile birlikte son hayalleri olan 1957 model Sportster’in de ayaktan vites olduğunun anlaşılması üzerine Adnan motorculuktan tamamen istifa etti. Artık, bu sevdayı kovalamada bayrağı oğluna devretmişti.

Gelecek yazımızda, ikinci kuşak motosikletçi Baba Noyan Sancar’ın kendi öyküsü ile devam edeceğim. Onu da soluksuz okuyacaksınız, hele motosiklet merakınız veya çevrenizde böyle birileri varsa… Esen kalın.

Önemli Not: Bu yazı, Baba Harley’ci Noyan Sancar’ın izni ile yayınlanmıştır.

Arkadaşınıza tavsiye edin | Lütfen sorularınız için tıklayın.
Tel : 0212 356 40 43
Faks : 0212 356 45 65
Ofis : 0533 450 01 47
Ofis : 0555 255 35 35
Asist. : 0536 495 34 34
Site güncelleme : Bumerang.E.I.A.
Son Güncelleme Tarihi: 6 / 1 / 2009