» GÜNLÜK YAZILARI Siz de yazmak için tıklayın   | Anasayfa > 

    Füsun KILIÇTURGAY 17.03.2009 Bu yazı 1069 kişi tarafından okundu Bu bölümdeki tüm yazılar

ÇOCUĞUNUZ PARÇANIZDIR, MALINIZ DEĞİL!

Geleceğin Planlanması deyince insanın aklına hep gençler geliyor, sanki gelecek hep onlarınmış gibi... Oysa m-gen sayesinde 60 yaşına da gelsek hala planlayabileceğimiz bir geleceğimiz olduğunun farkına vardık. Ama gençlerin aklımıza gelmesi boşuna değil, hayatımızda onlar hep ve iyi ki varlar.
Ben bu yazıyı gençlerin anne-babalarına ya da anne-baba görevini üstlenen ve m-gen ile hayatlarını planlamak isteyen büyüklerine yazdım. Çünkü m-gen yaklaşımı ile öğrendik ki geleceğimizi planlarken hayatımızdaki insanların ihtiyaç ve özelliklerini bilmemiz gerekiyor.
O halde sevgili ergen anne-babaları, yaşamınızı planlamadan önce bana kulak verseniz iyi olabilir: Çünkü ben ?ergenlerle? 15 yıldır beraber olan bir psikolog ve öğretmenim.
Önce ergenlik derken aynı şeyden mi bahsediyoruz bir bakalım mı? Ben şöyle bir gençten bahsediyorum, ya siz?
Ekmek-gazete almak için markete gönderemediğiniz ya da kapıya telefona bakmak icin dahi yerinden kalkmayan bir ?genç?, bilgisayarına parça bulmak için yollar aşıyor; banyoya zor soktuğunuz bir başka ?genç?, arkadaşlarıyla buluşacağında as solistler gibi mis kokuyor. Sanki dünya dış güzellikten ibaret, gerisi boş!
Sizin ilgilenmek adına yaptığınız her şey, onun tarafından karışmak olarak algılanıyor. Evdeki kuralların çokluğundan sıkılıyor.
Bana karışamazsınız, ben çocuk değilim diyor ama bir bakıyorsunuz yerli yersiz gülme krizlerine tutuluyor bizim ?büyümüş? ergenimiz.
Ev ona dar geliyor. Hele evde siz de varsanız, büyük işkence! Arkadaşlarını eleştirmeyi düşünmeyin bile! Arkadaşlar bir yana dünya bir yana... Her eleştiri o arkadaşa biraz daha itiyor.
Okulda hocaları ona hep ?takıyor?. Nedense iyi notları o alıyor, kötüleri hocalar veriyor. Dersler de artık çok olmaya başlıyor.
Artık hemen hemen bütün gençler Siyam İkizleri gibi yapışık doğuyorlar. Neye mi? Cep telefonuna ya da bilgisayara. Onları ayırmaya çalışırken, tırnaklarını söküyormuşsunuz gibi tepki veriyorlar.
Bu oğlan ya da kız, barut fıçısı gibi, dengesiz, argo konuşuyor, kaba ve asi davranıyor, kapıları çarpıyor, kambur yürüyor, sakar, sinir....sinir....sinir!
Lütfen itiraf edin, suratınızda bir gülümseme belirdi. Çünkü aslında bunlar çok komikler. Bu kadar saçmalığı inanarak yapmaları bizi bazen sadece güldürüyor. Liste uzatılabilir ama çok da haksızlık etmemeli, ne yapsınlar, onlar ERGEN! Sevgili büyükler, bu liste 30-40 yaşlarında bir insanın davranışlarını yansıtsa, tedavi olması gerektiği söylenebilir ama biz daha 10?lu yaşlardan söz ediyoruz. Gelişen hormonlarıyla, büyüyen organlarıyla, değişen fikirleriyle baş edemiyorlar, yazık onlara... Hem siz, nasıl olsa bu dönemden geçtiniz diye rahatça gülümsemeyi bırakıp, aşağıda ne yapabileceğinizi anlatan kısmı okumaya devam etseniz iyi olur.
Önce şunu söylemeliyim ki bunların nazı kesinlikle size... ?Ben nerede hata yaptım? diye kendine yüklenen büyükler, sakin olun. Eğer siz kurduğunuz aile düzeni, verdiğiniz değerler, olduğunuz model, sağladığınız imkanlar açısından elinizden geleni yapmışsanız hiç kendinizle boğuşmayın. Bundan sonrasını yönlendirebilmeniz zor.
Neden kendi kızınız size batıyor da arkadaşı size daha makul geliyor? İnanın sizin kız, o arkadaşına gittiğinde onun annesi de sizinkine bayılıyordur. Dedim ya bunların nazı size. Neden ama? Çünkü onlar ERGEN. Kaç defa daha yazmam lazım? Neden bu dönemde yaşananları değiştirmeye ve düzeltmeye çalışıyorsunuz? Bu mümkün değil. Peki ne yapalım?
Az evvel ergenin resmini çizdik. Bir de onlarla yaşayan büyüklerin resmine bir bakalım.
Uzuuuun nasihatlerle bunaltmak Bundan sonuç alamayınca azarlamalar, hakaretler (geri zekalı, sorumsuz, adam olmaz, terbiyesiz vs...).
Gençleri en fazla delirten şeyi yapmak, yani onları başkalarıyla kıyaslamak.
Davranışı değil, kişiliği eleştirmek.
?Bağırma bana? derken bağırmak.
Uygulayamayacağınız cezalar vermek.
Hem geç kaldığı için merak etmek, hem de gelince neredeyse evden kovmak.

Bu listeyi de uzatabiliriz ama bu sefer de size haksızlık olur. Sizin de kafanızdan atamadığınız tek bir istek var: Onlar için en iyisi...Ama bazen boşa kürek çekiyor ya da durumu daha da zorlaştırıyorsunuz. ?Sorunu yaratan biz değiliz, bize akıl vereceğinize gençlere verin? diyorsanız, üzgünüm ama bu daha zor. Aklı başında olan sizsiniz. Onlar geçici bir süre için kapsama alanı dışındalar. Telefonları da kapalı olduğundan atılan mesajları almıyorlar. Kısacası iş size düşüyor.
Sevgili büyükler, inanın ki sizin kızdığınız o genç aslında okulda öğretmenlerine saygılı, etrafında sevilen, hatta takdir edilen bir genç. Anne-babalar, genç kız ya da delikanlı olmuş çocuklarıyla ilgili eleştirilere şaşırmazlar da, iyi bir şey duyunca şaşırırlar. Onlar en çok size karşı çıkıyorlar, çünkü aynı evde yaşıyorsunuz ve kuralları siz koyuyorsunuz. Bağdaşmaz ikili: kurallar ve ergenler. Okulda da kurallar vardır ama okul bir gün bitecektir. Oysa siz kalıcısınız. Hayatlarına arkadaşlar girer-çıkar, siz hep kalırsınız. Yani sizi kalıcı bir engel, çetin ceviz olarak görüp mücadele veriyorlar. Bunda alınacak, üzülecek bir şey yok. Kimlik bulma çabaları bunlar.
Madem sabırla buraya kadar okudunuz, artık ne yapmanız gerektiğini söyleyeyim, o sihirli(!) bilgileri vereyim.
Sadece iki şey yapın: Sabırlı olun ve bu dönemin geçici olduğunu hep hatırlayın. O kadar! Bazen bize çok kolay gibi görünen çözümleri uygulamak nasıl da zor değil mi?
Galiba ihtiyacınız olan şey, ?sabır?ın ne olduğunu iyi anlamak.
Öncelikle sabırla okuyun. Ergenlik konusunda bilgi sahibi olun. Bilgi, güçtür. Bilirseniz, yapılanların kasıtlı saygısızlıklar olmadığını daha kolay kabullenirsiniz.
Sevginizi pazarlığa tabi tutmayın. ?Şöyle yaparsan severim, böyle olursan severim?...
Çocuğunuz sizin parçanızdır ama malınız değildir. Bizim çizdiğimiz çerçeveye uymuyor, onun için hayal ettiklerimizle ilgilenmiyor olabilir.
Sevgili büyükler, eminim ?sabırlı ol demek kolay? diyorsunuz. Ama Psikoloji bilimi ısrarla bunu söylüyorsa durup bir düşünmek gerekmez mi? Bu dönem geçip gittiğinde elinizde bozulmuş, yüz-göz olmuş bir anne-çocuk ilişkisi mi kalsın? Gençleri hep eleştiririz ama sık sık da ?ahh ahh gitti gençliğim? deriz. Madem bu kadar güzel bir dönem, o halde hepimiz bu dönemi daha da güzel yaşamaları için onlara yardımcı olalım.
Yaşamınızın bu veya bundan sonraki birkaç yılını bir ergenle geçirecekseniz ona vakit ayırmanız gerektiğini unutmayın planlamanızı yaparken...
Daha somut diyalog örnekleri ile bir başka yazıda buluşmak üzere sevgiyle kalın.

Füsun KILIÇTURGAY


Bu Sayfayı Paylaşın :
  | | | - - - - - - Daha Fazlası

© 2008 M-GEN Gelecek Planlama Merkezi

Tel : 0212 352 75 23 Faks :0212 352 80 35 Ofis :0533 742 00 38 Asist.:0533 742 00 38

Bu site içeriğindeki tüm materyaller ve M-GEN'e ait tüm marka, metot, simge, şekil, isim, deyiş, materyal, yazı, makale, görüntü, doküman, fotoğraf, resim, ses, oyun, veya sair fikir ürünleri Telif Hakları ve Marka-Patent Hakları ile ilgili yasal mevzuat uyarınca korunmaktadır. Aynı şekilde sitede kullanılan diğer marka ve işaretler, ilgili kişi ve kurumlara aittir, ilgili marka-patent hakları yasal mevzuatları kapsamında onların sorumluluğu altındadır. Bu site kanalı ile bağlandığınız diğer sitelerde yayınlanan içerik, bağlanılan sitenin sorumluluğu altındadır. Bağlanılan sitelerdeki içerikler nedeniyle M-GEN'e sorumluluk yüklenilemez, yöneltilemez. Bu siteyi ve içeriğini değiştirme hakları M-GEN tarafından mahfuz tutulmaktadır.
Web Yazılım : Bumerang.E.I.A.   Son Güncelleme Tarihi: 10.09.2010