» MAKALELER Anasayfa > 

Anneyiz.biz - 08 Şubat 2010 - Ufuk Tarhan , 08.02.2010 Bu yazı 653 kişi tarafından okundu Bu bölümdeki tüm yazılar

Kakalı Bez ve Aşk...

Bu içeriği dinleyebilirsiniz.


En büyüğü 10 yaşındaki çocuklara; ‘’aşk nedir?’’ diye sormuşlar.

İşte internette dolaşan yanıtlar;

1. Aşk, sevgilimizle aramızda bi sürü kötü şey meydana gelmeden önce hissettiğimiz şeydir



2. Benim anneannem sırtından hasta olmuştu ve eğilemediği için ayak tırnaklarına oje süremiyordu, dedemin de parmakları hasta olmasına rağmen anneannemin ayak tırnaklarına hep oje sürüyordu. Bence aşk budur

3. Aşk birlikte yemeğe gittiğimiz zaman sevgilimizin kendi kızarmış patateslerini bizim tabağımıza koyması ve bizim tabağımızdan hiçbir şey almamasıdır

4. Aşk çok yorgun olduğumuzda bizi gülümseten bişeydir

5. Aşk, sevgilimiz bişey söylüyorsa yılbaşı hediyelerini açmayı bile bırakıp onu dinlemektir

6. Senden nefret ediyorum´ dediğimiz birine ileride aşık oluruz



7. Aşk sevgilimizin her şeyini bildikten sonra bile onunla çok iyi arkadaş olabilmektir

8. Birine aşıksanız, kirpikleriniz hareket ettikçe gözlerinizin içinden yıldızlar çıkar

Bunlar da ünlü düşünür ve filozofların daha zor, derin tarifleri;

1. Freud: "Yasam belirtisinin kökeninde duygulanma; duygulanmanın temelinde aşk vardır

2. Geothe: "Sevilenin kusurlarını hoş görmeyen sevmiyor demektir

3. Holty: "Aşk kulübeyi altından bir saraya benzetir

4. Newton: "Aşk köprü kurmaktır. İnsanlar köprü kuracaklarına duvar ördükleri için yalnız kalırlar

5. Madame De Scudery: "İnsan sevmeye başladı mı, yaşamaya da başlar

6. Shakespeare: "Değişiklikle karşılaşınca değişen aşk, aşk değildir... Aşk gözle değil ruhla görülür

Çocuklarınki ne kadar yalın ve masum değil mi?

Hepsi de sadece aşık olunana, sevgiliye değil, herkese, herşeye karşı hissedilebilse ‘’gelecek ne güzel olur’’ dedirten, iç ısıtan, yumuşatan yalın ifadeler.

‘’Hayat ne güzel!’’ dedirtiyor…



Eğer ölmediysek; hepimizin bir geleceği, gelecek varsa, değişmek zorunluğu var…
Biz değişmeyeceğiz desek, istemesek de çevremiz değiştiği için değişmek,
gitmek istemesek de değişeceğimiz için geleceğe ilerlemek zorundayız!

Kısacası; ‘’orada… değişmeyen tek şeyin değişim olduğu bir bir gelecek var uzakta’’
İnsanlar; ‘’ilk hedefiniz daha iyi bir gelecektir’’,
ileri!!! durumundayız…

Gelecek için geriye gidemiyor, bakabiliyor, sadece ileriye gidebiliyoruz.
Ve hepimiz, o kaçamadığımız, geri saramadığımız gelecek ‘’güzel‘’ gelsin istiyoruz.

İstiyoruz da… Onu güzel yapmak için ne kadar ‘’güzellik’’ yapıyoruz???
Gerçekten, yürekten ne kadar uğraşıyoruz?
Daha buna gelmeden aslında ‘’güzel’’ den ne anlıyoruz?
O; ‘’güzel’’ dediğimiz kelime neleri sembolize ediyor? İçinde neler, kimler var?



Nasıl bir yaşamı gözümüzün önüne getiriyor?

Kaçımızın kafasında ezbere söylemek dışında ‘’Güzel Gelecek’’ tarifimiz net?
Ne pişireceğimizi, tarifini bilmeden yemek dahi yapamıyorken,
‘’neden geleceğimizi güzel yapacağımızı ya da bize otomatikman güzellikler getireceğini’’ var sayıyoruz?

Kısacası; ‘’güzel’’, gerçekten bize göre ne demek? Bunu hiç düşünüyor muyuz?

Bence çoğumuz düşünmüyoruz…

Başkalarının, toplumun, şablonların, sloganların empoze ettiği şeyleri ‘’güzel’’ diye ezbere kabul ediyoruz.

Onların statik, hep ve herkesle aynı olduğunu sanıyoruz.

Oysa güzellikleri yaratacak ‘’mutluluk, başarı’’ tarifleri, hepimiz için farklı ve sürekli değişiyor.

Hayat mutluluk arayışıyla akıp geçiyor…



Çoğumuzun zannettiği gibi mutluluk; bizi istasyonun birinde beklemiyor.
Mutluluk oralarda bir yerlerde, bir şeyler yapınca, olunca kavuşacağımız bir durum değil.

Hep yanı başımızda, bizimle yaşıyor, hayatımıza eşlik ediyor. Daha doğrusu bizimle yürümek, yardımcı olmak istiyor, can atıyor, ama çoğu zaman biz onu görmüyoruz. Fark etmiyoruz.

Mutluluk; varmak istediğimiz güzel gelecek için aslında en değerli yol arkadaşımız.
Cefakar, vefakar, neşeli, keyifli ve hep bizimle… Ah bir görebilsek, kabul etsek onu…

Kimi zaman bir çocuğun gözünde, kimi zaman bir arkadaşımızın bakışında, kimi zaman güzel bir yemeğin kokusunda, kimi zaman klavye başında, kimi zaman kucakta, kimi zaman, camdan dışarı bakarken, kimi zaman bir kitapta, ekranda, bir kelimede, bir saç telinde, bir tınıda, bir resimde, renkte, göz yaşında, bardakta, günlerce kabızlıktan sonra dışarı çıkan çocuğumuzun, torunumuzun kakalı bezinde, yaş günü pastasının koparılmış kenarında, buruşuk bir kağatta, eski püskü bir atkımızda, Behlül-Bihter geyiğinde…

Mutluluk aslında her yerde, her şeyde, her zamanda…
Ama biz onu görmüyor, fark etmiyoruz.

Çünkü ‘’var’’ ve ‘’mutlaka öyedir’’ diye düşündüğümüz, ‘’hayali, sanal ve tek bir anda olacak sandığımız’’ mutluluğun peşinde koşuyoruz.

Akıl dışı bir kovalamaca ile ömürlerimizi, birbirimizi tüketiyoruz…

Ayak parmağına oje sürecek dede veya ayağına öyle oje sürülecek nine olabilir miyiz bilmem ama istersek mutlu, aşık, sevgi, şefkat dolu olabileceğimiz kesin…

Yeter ki sevgili yoldaşımız mutluluğu görmezden gelmeyelim…






Bu Sayfayı Paylaşın :
  | | | - - - - - - Daha Fazlası

© 2008 M-GEN Gelecek Planlama Merkezi

Tel : 0212 352 75 23 Faks :0212 352 80 35 Ofis :0533 742 00 38 Asist.:0533 742 00 38

Bu site içeriğindeki tüm materyaller ve M-GEN'e ait tüm marka, metot, simge, şekil, isim, deyiş, materyal, yazı, makale, görüntü, doküman, fotoğraf, resim, ses, oyun, veya sair fikir ürünleri Telif Hakları ve Marka-Patent Hakları ile ilgili yasal mevzuat uyarınca korunmaktadır. Aynı şekilde sitede kullanılan diğer marka ve işaretler, ilgili kişi ve kurumlara aittir, ilgili marka-patent hakları yasal mevzuatları kapsamında onların sorumluluğu altındadır. Bu site kanalı ile bağlandığınız diğer sitelerde yayınlanan içerik, bağlanılan sitenin sorumluluğu altındadır. Bağlanılan sitelerdeki içerikler nedeniyle M-GEN'e sorumluluk yüklenilemez, yöneltilemez. Bu siteyi ve içeriğini değiştirme hakları M-GEN tarafından mahfuz tutulmaktadır.
Web Yazılım : Bumerang.E.I.A.   Son Güncelleme Tarihi: 07.09.2010