HT Kariyer için yanıtladığım soruların tamamını, ilave videoarla aşağıda paylaşıyorum.
Haberin yayınlandığı birlink
Ofis; İş yapılan yer
Uzmanlar önümüzdeki 20 yıl gibi kısa bir gelecek içerisinde ofis ve iş yeri anlayışlarının ve ofis şeklinin
tamamen değişeceğini öngörüyor. Neler düşünüyorsunuz bu konuda?
Sizce geleceğin ofisleri nasıl olacak?
Ofis, etimolojik olarak Latince officium (görev, resmi vazife), opificium (iş yapmak, çalışmak), opus (iş) + facere(yapmak) gibi kelimelerden türemiş. Ofis kelimesinin anlamını, iş yapılan yer diye
özetleyebiliriz.
Gelecekte nasıl yerler olabileceğine bakarken ofislerin Endüstri Devrimi sonrası ve o çağın ihtiyaç
ve gelişmeleriyle başladığını hatırlamak lazım. Aslında, 18-19. yy da bankacılık, tren yolları, sigorta,
perakende vb gibi yeni iş alanlarının gelişmesiyle bugünkü modellerin ilk örnekleri, ofis binaları vb.
oluşmuş.
Roma - Bizans döneminde ise tapınakların bazı odalarına, kütüphanelerin bazı bölümlerine ofis
denirmiş. Yani ofisler aslında çağın gerektirdiği iş yapma ortamları. Çağ değiştikçe onlar da değişiyor.
Asıl mesele ´iş yapmak´. Bunun için nasıl bir yer gerekiyorsa bugüne kadar ona ´ofis´ denmiş. Bu kah
tapınak/kütüphane odası, kah plaza odası olmuş.
Bundan sonrası için de aynı mantıkla bakarsak; “her yer ofis” olabilir dememiz abartılı olmaz.
Çünkü 2000’lerden itibaren internet + GSM’in hayatımıza jet hızıyla girmesi, yani mobil iletişim
başladığından beri, aslında işimizi her yerden, her zaman, her şekilde, herkesle yapabilir hale geldik.
Son 4-5 yıldır ise akıllı telefon ve tablet bilgisayarların çok hızla yayılması “ofis” kavramını baştan
aşağı sorgulatmaya başladı.
Şu anda bir geçiş döneminde olduğumuzu düşünüyorum, ancak geleceğin ofisleri kâğıtsız, çok sade,
yalın, mobilyaların dahi teknoloji ile bütünleştiği, çevreci, yeşil, cam ve benzeri materyallerin
kullanımının arttığı yerler olacaktır diye hayal ediyorum. İçinde çok az sayıda sürekli-mesaili insan
çalışan, birtakım insansı robotların resepsiyonda karşılama yaptığı ya da hizmetli olarak kullanıldığı
ortamlara, 20 yıl içinde kendimizi mutlaka hazırlamalıyız.
Gelecekte ofisler ya da “ofis denen yerler” akıllı sistemlerle donanmış bugün “iş-dışı, iş için uygun
değil” diye kabul ettiğimiz pek çok değişik fonksiyonu içeren paylaşım, buluşma mekânları,
“infotainment – Öğrenme/Eğlenme/Buluşma” noktaları olacak diye düşünüyorum. “Ofis” kavramının
“infotainment merkezleri olarak aslında iş-güç birlikleri yapılan paylaşım alanları şeklinde
kullanılmasına, daha çok insan insana iletişimin, insani dokunuşun yaşandığı merkezler haline
gelmesine pek fazla zaman kalmadı sanki…
Şimdi ofis olarak kabul etmediğimiz farklı mekânlar da gelecekte başka şeylerin yanında, aynı
zamanda iş yapılan yerler haline dönüşecektir. Bunların tek tük örnekleri başladı zaten. Starbucks’ın
3. Mekan kavram ile yaydığı cafe-ofisler yepyeni bir çığır açmadı mı? Şimdi hangi cafe’ye gitsek
görüyoruz ki neredeyse içeride çalışan insan sayısı kadar keyfe keder vakit geçiren var…
Yaşanacak değişikliklerin temel nedenleri neler olacak sizce?
Temel nedenler; teknolojik gelişmeler, daha akıllı bireylere dönüşmemiz, iş yapış modellerinin,
mesleklerin değişmesi-dönüşmesi ve psikolojik ihtiyaçlarımız, mutluluk arayışlarımız.
Teknoloji ile mekandan, zamandan bağımsız her türlü bilgiye, üstelik real-time/anında ulaşabilir hale
geldikçe isteklerimiz, ihtiyaçlarımız değişiyor, çeşitleniyor. Internet aracılığı ile yapabileceğimiz işler
için saatlerce trafikte, yollarda helak olarak bir ofise gidip, bir masaya oturmamız gerekmediğini
bilmek ofis ve çalışma saatlerini fena halde sorgulatıyor. Özellikle gençler, meşhur Y jenerasyonu,
haklı olarak “iş yapmak için niye o kadar verimsiz, hatta çevreye ve insana zararlı şey yapmak
zorundayım ki?” diye sorguluyor…
İnsanlar artık robot gibi, gergin ortamlarda çalışmak istemiyor, bunu insanca bulmuyor. Pazar
kazanmak derdi olmasa kat’iyen çalışmayacağını söyleyen insan sayısı hiç de azımsanacak gibi
değil.
Yavaş yavaş “parayla saadet olmaz”, olmuyormuş dönemlerine, her önemli çağ geçişinde olduğu gibi
insanın, mutluluğunun sorgulandığı zamanlara geri dönüyoruz.. Hippie’leri, çiçek çocuklarını ve
sanayiden bilgi toplumuna geçişteki arayışı, dönüşümü hatırlayalım…
Ne gibi değişikliklerden bahsedebiliriz örneklendirebilir misiniz?
Mesela gencecik insanların bütün gün resepsiyonist olarak bir karşılama bankosunda, sekreter
masasında oturmasına pek gerek kalmayacak. Asistan robotlar tüm bu fonksiyonları
gerçekleştirecek.
Örneğin bu tip işlerde bizi önce insansı robotlar, sonra da holografik olanlar “hoşgeldiniz efendim,
Ufuk Hanım sizi bekliyor” diye karşılayacak. Çünkü ziyaretçiyi üzerindeki chip’den zaten taa
yoldayken izliyor olacak. Hatta ona yol tarif etmiş bile olabilir. Pardon ona değil ziyaretçinin
arabasına… Çünkü gelecekte cihazlar da akıllanacak ve birbiriyle iletişecek.
Bankanın bankosu ve onun ardında oturan insan da aynı durumda olacak. Bankaların verdikleri
şubesiz, insansız bankacılık reklamları, müşterilerini sürekli olarak internet bankacılığına, mobil
cihazlardan işlem yapmaya (nakitsiz ekonomi) yönlendirmesine bakılırsa 3-5 sene içinde bugünün
bankacılarının çoğu için şimdiki ofisler gereksizleşecek.
Aynı şeyleri perakende mağazaları için de hayal etmek zor değil. E-ticaret geliştikçe, onca satış
elemanına, ürünleri anlatmaya çalışan tezgahtar yerine konuşan duvarlar, tezgahlar, holografik
asistanlar da bu işleri görebilecek.
Kısacası yakın zamanlarda akıllı sistemlerin ve robotik yardımcıların fabrikalardan sonra ofis işlerini
de üstlenmeye başlaması ile klavyelere dokunarak, bir masa başında iş yapan insanlara gerek
kalmayacak.
Yani teknolojik gelişme, robot çağına geçiş; ofis gereksinimini azaltacak?
Bütünüyle yok olmasını değil ama çok büyük ölçüde değişeceğini uzgörüyorum.
Sizce bu değişim olumlu mu yoksa olumsuz mu iş yaşamı adına?
İkisi de…
Gelecek için hazırlık yapan ve “kendini, becerilerini” koşullar ne olursa olsun “değerli, güncel, taze
ve talep görecek şekilde” konumlandıranlar, teknoloji ile bütünleştirerek geliştirenler için olumlu
olacak. Çünkü bu tip iş insanları (ister ücretli, ister kontratlı olsun) ofis, mesai saati gibi
gereksizleşen ve mutsuz eden, yoran koşullara katlanmak zorunda kalmayacak ve daha mutlu, özgür,
esnek, verimli çalışma, iş yapma, yaşama modellerine geçiş yapabilecekler.
Ancak değişimi uzgöremeyip, hala mesai, sabit ücret, maaş, emeklilik, kariyer planı, terfi vb gibi
modellere takılı kalanlar, teknolojiye adapte olamayıp, yenilenemeyenler içinse, eğer iş-çalışma
ihtiyaç ve beklentileri varsa kesinlikle olumsuz olacak. Çünkü hiçbir iş ve meslek alıştıkları, bildikleri
gibi kalmayacak. Onların yerini Rinsanlar (İnsansı Robot) alacak.
Çok uçuk şeyler hayal edebilir miyiz? Mesela 3D olarak her şeyin hallolması,
iş seyahatlerinin ortadan tamamen kalkması, hiç bilgisayar olmaması,
çeşitli görevlere android robotlar atanması vs…
Hiyerarşi anlamında da büyük değişiklikler yaşanması bekleniyor. Yatay yönetim, demokratik karar
alınması gibi başlıklar konuşuluyor, ne düşünüyorsunuz?
Sizce Türkiye bu tip ağır değişiklikleri doğru sindirip uyum sağlayabilecek durumda mı?
Yaşanacak değişimlere ayak uydurabilmek için bugünden itibaren neler yapılması gerekiyor?
Mimari olarak da büyük bir değişimden bahsediliyor. Bugün bile bildiğimiz ofis anlayışının dışına
çıkan bir çok ofis yapıldı…
Kısa vadede yaşanacak daha küçük ne gibi adımlar olacak büyük değişime giderken?
Geleceğin çalışanlarına neler tavsiye etmek istersiniz?
Bu durum farklı meslekler doğuracak ve bazı meslekleri de yok edebilecek mi?
Hiçbir şey ortadan kalkmaz, kalkmayacak ancak bazı şeyler azalacak, bazı şeyler de artacak.
Sadece iş ve yaşam araçları ve yöntemler değişecek. Bunlara göre bir takım işler iş olmaktan çıkacak,
meslekler dönüşecek, bazıları yok olacak. Elle, fiziksel güçle, dokunuşla yapılan işlerin çoğunu
teknoloji halledecek, o işi yapanlar da danışmana dönüşecek. Mesela “eczacılar ilaç yapmayacak
ama ilaç ve insan/gen bilgisine hakim olduğu için onunla ilgili bilgi/tavsiye verecek, sağlıklı yaşama
rehberlik edecek. Doktor ameliyat yapmayacak (çoğunu robotlar yapacak), muayene etmeyecek ama
hastasının teknolojik makinalardan çıkan verilerini değerlendirmeyi bildiği için önceki ve sonraki
aşamalarında ona danışman olarak hizmet verecek” gibi…
Tüm bunlar yönetimsel, ilişkisel pek çok değişikliğe yol açacak. Türkiye’de tabii ki bunların içinde,
bütünün parçası olarak gereklerini yapacak ve yaşayacak. Hatta önderlerden olacak diye umuyorum.
Türkiye’nin gelecek 10 yılı uzmanlar tarafından en parlak dönemlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Yaşanan ve yaşanacak değişikliklere ayak uydurabilmek, sonuçlarını yönetebilmek için her bir bireyin
her şeyden önce “kendi kişisel gelişim ve değişim” planını yapması lazım. Olabilecekleri artık bugün
çocuklar bile senaryo yarışmalarında, ödevlerinde şakır şakır anlatıyor. Mesele olacakları konuşmak
irdelemekten öte geçmeli artık. Herkes “ben ne yapmalıyım?” sorusunu cesurca sorup, gereken
hazırlıklar için çok ve sistemli çalışmalı. Tıpkı kurumlar gibi artık bireyler de kişisel danışmanlıklarla
kendi geleceklerini planlamalı ve gelişim çalışmaları yapmalı.
Örneğin ben bu uzgörülerle 2006 da Türkiye’nin ilk “Gelecek Planlama” şirketini kurdum. Kendimi
Kurumsal çalışmalarda “Fütürist İş Tasarımcısı ve Avatarı”, bireysel çalışmalarda “Bireysel Antrenör”
olarak konumlandırdım. Ve kendimi daima teknolojik olarak güncelledim. Bunları yapmasa idim, sırf
ODTÜ diplomam varmış, uzun yıllar IT sektöründe deneyim kazanmışım diye kimse bana iş vermez, iş
yaptırmazdı. Kendime sadece o özellikler ile “gelir modeli”, iş yaratmam mümkün olmazdı.
O özelliklere sahip, çok kişi var. Aradan sıyrılmak, farklılaşmak ve talep yaratmak için “T İnsan”
olmak ve sürdürülebilir bir gelişim planında ilerlemek lazım.
Daha iyi bir gelecek için hizmetlerimiz hakkında bilgilenmek, Seminer-Workshop-Moderasyon-İçerik-Etkinlik Kurgusu vb. talepleri için görüşmek, Özel-özgün çalışmalarla işinize, hayatınıza dair iyileştirmeler yapmak üzereAntrenörlükalmak Stratejik Danışmanlık, İş Tasarımı ve Avatarlığı hizmetlerimizden yararlanmak isterseniz;
Bu site içeriğindeki tüm materyaller ve M-GEN'e ait tüm marka, metot, simge, şekil, isim, deyiş, materyal, yazı, makale, görüntü, doküman, fotoğraf, resim, ses, oyun, veya sair fikir ürünleri Telif Hakları ve Marka-Patent Hakları ile ilgili yasal mevzuat uyarınca korunmaktadır. Aynı şekilde sitede kullanılan diğer marka ve işaretler, ilgili kişi ve kurumlara aittir, ilgili marka-patent hakları yasal mevzuatları kapsamında onların sorumluluğu altındadır. Bu site kanalı ile bağlandığınız diğer sitelerde yayınlanan içerik, bağlanılan sitenin sorumluluğu altındadır. Bağlanılan sitelerdeki içerikler nedeniyle M-GEN'e sorumluluk yüklenilemez, yöneltilemez. Bu siteyi ve içeriğini değiştirme hakları M-GEN tarafından mahfuz tutulmaktadır.